Yeni Zelanda Süt Araştırması, Metan Genetiğinin İneklere Aktarılmadığını Buldu
Yeni Zelanda'da Hayvancılık İyileştirme Kurumu (LIC), CRV ve Tarımsal Emisyonlar Merkezi tarafından yürütülen yakın zamanda yapılan bir araştırma, genetik olarak düşük metan emisyonu ürettiği kanıtlanmış boğaların bu özelliği süt veren kızlarına aktarmadığını ortaya koydu. Bu bulgu, LIC'nin baş bilimcisi Dr. Richard Spelman tarafından Wellington'daki Tarımsal İklim Değişikliği konferansında sunuldu. Araştırma, düşük metan emisyonu olan boğaları belirlemeyi ve bu özelliklerin nesillerine miras kalması umuduyla süt üretiminde sera gazı emisyonlarını azaltmayı amaçladı.
Beş yıl önce başlayan araştırma, metan emisyon seviyelerine göre iki grup aygır seçilmesini ve yaklaşık 400 dişi buzağı üretmek için çiftleştirilmelerini içeriyordu. Ancak, genç boğalarda başlangıçta umut verici sonuçlar elde edilmesine rağmen, düşük emisyon özelliği ineklerin laktasyon döneminde devam etmedi. Deney maliyetliydi ve her hayvan testinin maliyeti 4.000 ila 5.000 dolar arasında değişiyordu.
Test sırasında, yem alımının ve metan emisyonlarının doğru bir şekilde ölçülmesi için inekler ahırlarda tutuldu, çünkü bu düzenleme yem alımını etkileyen otlatma gibi değişkenleri önlüyordu. Bu önlemlere rağmen, beklenen genetik özellik süt veren ineklerde gözlemlenmedi.
Dr. Spelman, süt veren ineklerdeki emisyonların yaklaşık %20'sinin genetikten etkilendiğini belirtti ve bu özelliklerin neden miras alınmadığını belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu söyledi. Araştırma ekibi, düşük emisyonlu inekleri ve aygırları belirlemek için DNA bazlı araçlar geliştirmeyi hedefleyerek, binlerce daha fazla hayvan üzerinde ölçüm yapmayı planlıyor.
Spelman, genetiğin uzun vadeli bir strateji olduğunu ve süt sığırlarında metan emisyonlarını azaltmanın başlangıçta beklenenden daha uzun sürebileceğini vurguladı. Araştırma, gelecekte çiftçilere faydalı genetik çözümler sunma umuduyla devam ediyor.




